4 Nisan 2012 Çarşamba


Çocuklarda cinsel gelişim

Çocukların cinsel gelişim sürecinde aileler birçok zaman ne yapacaklarını bilemez, kimi zaman da paniğe kapılır. Oysa bu hassas konuda ailelere düşen, farklı dönemlere ayrılan cinsel gelişim süreci hakkında doğru bilgilenmek ve sakin olmak. Acıbadem Hastanesi Kadıköy Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Dr. Zerrin Topçu bebeklik dönemi ve sonrasında ergenliğin çocuklarda cinsellik konusunda bilinmesi gerekenleri anlattı.

Bu  konuda ailelere düşen, farklı dönemlere ayrılan cinsel gelişim süreci hakkında doğru bilgilenmek ve sakin olmak. Acıbadem Hastanesi Kadıköy Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Dr. Zerrin Topçu bebeklik dönemi ve sonrasında ergenliğin çocuklarda cinsellik konusunda bilinmesi gerekenleri anlattı.

Hepimiz cinsel kimliğimizle birlikte doğuyoruz. Hepimizin cinsel dürtüleri var ve bu dürtüler yaşam boyu devam ediyor. Ancak cinselliğin temellerinin ne zaman atıldığına bakıldığında çocukluğa kadar inmek gerekiyor. Doğumla başlayıp, ergenlik dönemi ile tamamlanan bu süreç içerisinde ebeveynlerin bilgilendirmeleri ve yaklaşımları çok önem taşıyor. Peki çocukların hangi yaş dönemlerindeki hangi davranışlarına karşın nasıl bir tutum takınmak gerekiyor? Pek çok kişinin korku, tedirginlik ve kararsızlıklarının temelinde bilgisizliğin yattığını söyleyen Acıbadem Hastanesi Kadıköy Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Dr. Zerrin Topçu bebeklik dönemi ve sonrasında ergenliğin çocuklarda cinsellik konusunda bilinmesi gerekenleri anlattı.

Asıl cinsel gelişim dönemi 2,5-6 yaş arası okul öncesi dönemde gözleniyor. Erkek ve kız çocuklarda merakla birlikte sorgulamalar gözleniyor. Örneğin kızlar neden kendilerinde penis, çocukların söylemiyle "pipi"sinin olmadığını annelerine sormaya başlıyor. Cinselliği yavaş yavaş keşfetme çabası içinde olan çocuklar birbirlerinin cinsel organlarını merak ediyor ve bakıyor. Cinsellikle ilgili düşünsel içerik bu dönemde oluşuyor.

Aynı dönemde anne ve babaya ilgi de oluşuyor. Kız çocuğu babaya yakınlaşırken anneyi kendine rakip olarak görüyor ve erkek çocuk da tam tersine anneye yakınlaşıyor ve babayı rakip olarak görüyor. Çocukların bu dönemde anne ve babalarına "benimle evlenir misin" sorusunu çok sık sorduğu gözleniyor. Aslında cinselliğin de en rahat ve açık yaşandığı yaş 3-6 yaş arasında oluyor, merak edilen her konu rahatlıkla dile getirilebiliyor.http://www.bebek.com/cinsel_gelisim/cocuklarda_cinsel_gelisim

Okul Öncesi Çocuklarda Duygusal Gelişim

Duygu, bireyin iç ve dış dünyadan etkilenmesi sonucunda genel olarak “hoşlanma” ya da “acı duyma” biçiminde beliren tepkilerdir. Bireyin temel gereksinmeleriyle ve onun bir sonucu olan davranışlarla ilgilidir. Duyguları incelemek insan davranışına egemen olmayı kolaylaştırır. Duygunun birdenbire ve şiddetli olanlarına “coşku (heyecan)” denir. Korku, öfke, üzüntü ve sevinç, şiddetli olanlarına da coşku denir. Korku, öfke, üzüntü ve sevinç coşkunun ayrı birer türüdür.
Hoşlanma ve acı duyma duyguları çocukta doğumla birlikte görülür. Yeni doğan çocuğun hoşlanma ve acı duyma duyguları özellikle yıkanırken açık olarak görülür. Alıştıktan sonra ılık suda yıkanırken hoşlanma belirtileri göstermesi bunu kanıtlar.
Çocuk doğumundan sonra ilk tepkisini ağlayarak gösterir. Çocuk altı ıslandığı, üşüdüğü, sancılandığı ve acıktığında, ağlayarak elemini belli etmeye çalışır. İkinci yaşın sonuna doğru elem veren durumlara karşı çocuğun öfkelenmesi belirgin bir duygu olarak ortaya çıkar.1-2 yaşındaki bir çocuğun elindeki oyuncağı alındığı zaman ağladığı, tepindiği, kendini yerlere attığı görülebilir.
Okul öncesi çağı bütün duygu türlerinin ortaya çıktığı çağdır. Öfke, kıskançlık, yabancılara ya da bazı kimselere karşı nefret, inatçılık bu çağda kendini en yoğun biçimiyle gösterir. Aile çevresinin, bu tür duyguların oluşmasında büyük etkisi vardır. Bu yüzden çocuklar arasında oldukça bireysel ayrılıklar görülür.

Çocuk öfke gösterisiyle istediklerini elde etmeyi öğrenince, öfkenin çocukta yerleşmeye başladığı görülür. Sevmediği bir işin yapılması kendisinden istendiğinde, çocuk öfkelenince bundan vazgeçilirse, gelecek kez çocuğun yine öfke yoluyla karşı koyduğu görülür. Böylece çocuk öfkelenmeye koşullanır. İlk çocukluk çağı, çocuklarda kıskançlığın beslendiği çağdır. İlk çocukluk çağında, ana-babanın ya da yakınlarının yakın ilgisini, kendisinden başkalarına çevirmelerine yönelen bütün davranışları, çocukta kıskançlığın doğmasına ve çevrilen ilginin oranına göre de yeğinleşmesine neden olur.
http://www.psikologankara.net/okul-oncesi-cocuklarda-duygusal-gelisim.html

ÇOCUK VE SOSYALLEŞME


     “Lütfen ve teşekkür ederim demek”,”sırasını beklemek”,”kolunun yerine bir mendile burnunu yada ağzını silmek”,”diğer çocuğu aniden itmek yerine ondan oyuncağını geri vermesini rica etmek”.Çocuğun sosyalleşme sürecine bağlı olan birkaç davranış örneği.Burada ,bir süreçten söz ediyoruz.Küçük yaşlardan başlayarak çocuk,gitgide neleri yapıp yapmaması gerektiğini ,kuralları,gelenekleri ve içinde yaşadığı toplumun değer yargılarını öğrenir.
     Sosyalleşme,çocuğun gelişiminin önemli bir parçasıdır.İleride sosyal çevre ile uyum sağlamış bir birey olması,buna bağlıdır.Sosyalleşme,kendiliğinden olan,mekanik bir süreç değildir.Çocuğa bu konuda rehberlik edilmeli ve belli bir disiplin kazanmasına çalışılmalıdır.Bununla beraber,çocuğun bu süreçle ilgili gösterdiği çaba ve işbirliği,onun eğitiminden sorumlu kişilerce cesaretlendirilmelidir.Çocuğun işbirliği,sizin ve çocuğunuzun eğitiminden sorumlu kişilerin onunla kuracağı sıcak ve onaylayıcı bir tutumla gelişir.

SOSYALLEŞMENİN ŞARTLARI

1-     Sosyal becerileri geliştirmek: Sosyal becerilerin gelişimini etkileyen bazı faktörler vardır:
     
·          Çocuğun mizacı. Bazı çocuklar,diğerlerine göre daha sosyaldirler ve böylece,çevrenin daha fazla ilgi ve sempatisini toplarlar.Sıcak kişiler-arası ilişkileri,sosyal beceri gelişimini kolaylaştırır.
·          Yakın ilişkilerin niteliği.  Çocuğun diğerleriyle yakın ilişkiler kurma olanağına sahip olması,belli bir sosyalliği garantiler,çünkü;başkaları ile iyi ilişkiler kurması konusunda gerekli olan güveni çocuğa verir.Diğer başka yetişkinlerle güvene dayalı ilişkiler kurma şansı olan çocuk,toplumda kabul edilen sosyal davranışları öğrenir.
·          Çevrenin izlenimi.  Çocuk,daha bebekken,çevresindekiler,onun ihtiyaçlarına cevap verebilmek için kullandığı jest ve mimikleri anlamlandırmalıdırlar.İhtiyaçlarının doyurulması ve saygı duyulması,onu başkalarına açılmaya ve sosyal becerilerini geliştirmeye iter.
·          Psikomotör gelişim. Psikomotör becerileri ve kapasitesi sayesinde çocuk,çevresiyle olan ilişkilerini çeşitlendirebilir ve başka kişileri tanıma olasılığını arttırarak sosyal ilişkilerini zenginleştirir.
·          Bilişsel gelişim. Bilişsel beceriler,çocuğu, yavaş yavaş egosantrik bakış açısından uzaklaştırarak,başkalarının duygu ve ihtiyaçlarını daha iyi anlamasına ,dolayısıyla,onlarla daha iyi ilişkiler kurmasına olanak tanır.

2-     İletişimi geliştirmek: Kendini iyi ifade etme ve başkaları tarafından anlaşılma isteği,çocuğu “sözlü” ve “sözsüz” iletişim tarzını geliştirmeye iter.Etkili biçimde iletişim kurmayı bilmek,sosyal becerilerin gelişiminde önemli bir rol oynar.Burada,yetişkinlerin desteği ve yardımı çok önemlidir.
3-     Yaşıtlar ile ilişkiler: Çocuklar,6 aydan itibaren,diğer çocuklarla sınırlı,fakat,ahenkli ilişkiler kurabilirler.Örneğin ; 6 aylık bir bebek,bir yandan biberonla sütünü içerken,bir yandan da oyuncaklarını alıp vererek eğlenebilir.10-12 aylık bir bebek,diğer bir bebek ağlıyorsa,kendisi de gözyaşlarına boğulabilir.13-14 aya doğru,ağlayan başka bir çocuğu okşayabilir ya da sarılabilir.18 aya doğru,bir diğer çocuğu, kırık olan oyuncağını kendi sağlam oyuncağı ile değiştirerek teselli edebilir.Bu örnekler,çocuğun çok küçük yaşlarda bile çevresindekilere karşı ne kadar hassas olduğunu göstermektedir;özellikle çocuklara karşı.Yaşıtı çocuklarla beraber olabileceği bir ortam,çok önemlidir,çünkü;çocuğa,gözlemleme,taklit etme ve sosyal yeteneklerini ifade etme fırsatı verir.



PİAGET’İN ZİHİN GELİŞİM DÖNEMLERİ

Piaget kendisine şu soruyu sormuştur: Çocuklar dünyaya geldiklerinde hiç bir şey bilmezler. Peki ne oluyor da bu durumdan yetişkin gibi düşünme düzeyine ulaşabiliyorlar?

Sorunun cevabı: “Zihin Gelişim Dönemleri”dir.

Başlıca 4 temel kuralı şudur:
- Evreler değişmez bir şekilde, değişmez bir sıra ile ortaya çıkarlar.
- Evreler bir hiyerarşi oluştururlar.
- Gelişim oranlarında farklılıklar vardır.
- Gelişim Kuramı her evre için tipik olan gelişim özelliklerini belirtir.

Piaget “Zihinsel Gelişim”i 4 evrede incelemiştir.






ÇOCUKLARDA GELİŞİM EVRELERİ


ÇOCUKLARDAKİ GELİŞİM EVRELERİ
A-BİLİŞSEL GELİŞİM
                   İlk İki Yılda Görülen Bilişsel Gelişim : Bebek doğumunun ilk gününden itibaren çevresini keşfetme çabasına başlar. Keşif çabasında kullandığı temel araçlar doğuştan getirdiği duyusal ve hareketsel yeteneklerdir. Bilişsel gelişimin aşamalarından birini çocuk nesnelerin değişmezliğini keşfederek başarır. Önceleri bebek için nesne ancak kendi görsel alanı içindeyken vardır. Nesne ortadan kaldırılınca nesnenin yok olduğunu artık var olmadığını düşünür. Bir yaşına doğru çocuk nesnenin değişmezliği kavramını anlamaya başlar ve göz önünden kaldırılan bir nesneyi etrafına veya masanın altına bakarak arar. Değişikliklerin olabilmesi için çocuğun çevreyle etkileşim içinde olması gerekir. Olgunlaşma çocuğun sinir sistemini geliştirerek onun daha karmaşık algılamalar yapabilecek düzeye gelmesini sağlarken, çocuğun çevresiyle duyusal ve hareketsel etkileşim yapması bilişsel gelişimin temelinde yatan öğrenme deneyimlerini oluşturur.


28 Mart 2012 Çarşamba

ANKARA'NIN ORMANLARI

ANKARA'NIN ORMANLARI


Bilindiği gibi ülkemizde "orman" sayılan alanların tümüne yakın bir kısmı devlet mülkiyetindedir ve 1937 yılından bu yana da devlet orman işletmeleri tarafından korunmaya, yönetilmeye, iyileştirilmeye ve genişletilmeye çalışılmaktadır. Öyleki, 1982 Anayasası'nda bile bu doğrultuda yaptırımlara yer verilmiştir. 

Doğal olarak Ankara'daki "orman" sayılan alanların yönetilmesi sırasında da bu yaptırımların işletilmesi gerekmektedir. Ancak, son yıllarda Orman Genel Müdürlüğüile Çevre ve Orman Bakanlığı'nın Melih Gökçek 'e sağladığı olanaklara bakılırsa bu yaptırımlar Ankara'da pek işlemiyor. Çünkü, Ankara Büyükşehir Belediyesi'neKızılcahamam'daki Soğuksu Milli Parkı ile Kurtboğazı yakınındaki ağaçlandırılmış alanda "Kent Ormanı Piknik Alanı" oluşturma izni verilmiş. Ankara Büyükşehir Belediyesi de, buralarda, sözcüğün tam anlamıyla "kafasına göre takılıp" Ankaralılar için (!) piknik tesisleri, yollar yapmış; özel bir güvenlik kuruluşundan da güvenlik görevlilerini tutmuş. Ek olarak, Çamkoru'da daha önce Hacettepe Üniversitesi'ne "ekoloji araştırmaları yapmak" amacıyla (!) tahsis edilen yer ve tesislerin de Ankara Büyükşehir Belediyesi'ne devredileceği öne sürülmektedir.http://www.yapi.com.tr/Haberler/ankaranin-ormanlari-kimlerin-ciftligi_56970.html

ANKARA HAMAMÖNÜ EVLERİ

HAMAMÖNÜ

HAMAMÖNÜ
HAMAMÖNÜ'nden bir görüntü

Millet olarak, yerel yönetimler olarak “Eskiye” daha doğru bir ifade ile “Tarihe” sahip çıkma konusunda oldukça eksiğimiz ve bir o kadar da duyarsızlığımız vardır.

Hemen her ilimizde geçmişimize ait ne varsa, çoğu kez ve çoğunlukla da “Rant” uğruna telef ederiz.
Ankara Hamamönü, şanslı olanların yerlerden birisi…

Genç kuşakların çoğu, Ankara’nın geçmişinde yaşanan yerleri ya bilmezler, ya da ancak “Yıkıntı” halini görürler. Oysa Ankara’da ilk bakılması gereken yerleri şöyle bir sıralamaya kalksak, Ulus, Kale, Anafartalar, Çıkrıkçılar Yokuşu, Ulucanlar ve civarı ve Hamamönü…

Buralar “İlk Ankara” olma özelliğine sahip…
Anadolu’nun ortasında bir “Bozkır şehri” iken ve bugünlere gelebilen yerleşim yerleri buralar.
Zaman içinde birçok yer ya yok oldu, ya da yok olmaya yüz tuttu.



Aralarından Kale, içi ve çevresi ve Hamamöünü, bugün “Yenileme” çalışmaları ile ayakta kalabilen yerlerden.http://www.restoraturk.com/koruma-ve-restorasyon/563-eski-ankara-hamamonnde-hayat-buldu.html

ANKARA'NIN GÜZEL RESTORANTLARI





27 Mart 2012 Salı

ANKARA'NIN PARKLARI

Altınpark) Ankara- ili’nin -Altındağ ilçesinin -Aydınlıkevler semtinde- bulunan, 640 bin m² bir alan üzerinde, %85′ini yeşil alan ve -gölet düzenlemeleri, %15′ini de yapılar ve -meydanların oluşturduğu -Ankara’nın en büyük (rekreasyon) alanlarından biridir. (1977) yılına kadar golf kulübü olarak kullanılan bu alana (1985 )yılında açılan yarışmada birinci gelen projenin uygulanması ile bugünkü Altınpark ortaya çıkmıştır
640 bin m² alanın 261.160 m²’si yeşil alan, 32.700 m²’si gölet, 46.758 m²’si çalıdır. Ayrıca 17.466 m²’lik bir alanda ağaçlar vardır.
önceden cöplük olan bözlüm şimdi hic bir izi taşımıyor casına güzle ve harika
GENÇLİK PARKI
•Gençlik Parkı  275 .000 m2 lik bir alan üzerine kurulmuş olup;  25.000 m2 lunapark, 10.000 m2 opera binası ve 240.000 m2 lik rekreasyon alanından oluşmaktadır. Gençlik Parkı rekreasyonu kapsamında park içinde Ankara Büyükşehir Belediye Tiyatrosu  binası,  Kültür Merkezi, Gençlik merkezi, Belediye Kabul Salonu, Kapalı Otopark ve  küçük yapılar kapsamında 43 adet büfe, çay bahçesi ve  pastaneler yer almaktadır.
• Park içinde yer alan 42.000 m2 lik mevcut büyük havuz  izolasyonu yenilenerek ışıklandırma ve su gösterileri ile yeni bir görünüme kavuşturulmuştur.
• Yapılan düzenlemeyle parka; Ulus Kapı, Gar Kapı, Gençlik Kapı, Metro Kapı, Lunapark Kapı, 19 Mayıs Kapı olmak üzere 6 ayrı noktadan giriş yapılabilecektir.
• Park içinde yer alan Ankara Büyükşehir Belediye Tiyatrosu balkon katıyla beraber toplam 638 kişilik son teknolojik donanımlara sahip olan bina 8000 m2 kapalı alanı ile park içindeki en büyük yapı olup aynı zamanda, Ankara’nın en büyük tiyatro salonlarından biridir.
• Ankara Büyükşehir Belediye Tiyatro sahnesi  434 m2 olup sahnede 2 adet sahne asansörü 1 adet orkestra asansörü ve 26 m. Yüksekliğinde sofito bulunmaktadır.
• Gençlik merkezi Binası 735 m2 ve 1470 m2 den oluşan iki blok ile toplam 2205 m2 kapalı alana sahip olup bu merkezde gitar, org, bağlama, yabancı dil, masa tenisi,langırt, bilardo, internet, air-hockey, mini golf, 100 kişilik sinema salonu ve kafeterya gibi aktivitelerin yapılabileceği alanlar mevcuttur.
• Kültür merkezi binası 2670 m2 kapalı alana sahiptir. Binada  akustik ses düzenlemesi olan 370 kişilik Necip Fazıl salonu,  90  kişilik KU-KA( Kukla-Karagöz) Salonu  ve  Türk Müziği Salonu   olmak üzere 3 adet salon mevcuttur.
• Kültür Merkezinde  ayrıca çeşitli kültürel faaliyetlerin yapılabileceği  bağlama,org,gitar, İngilizce kursu, kütüphane gibi alanlar mevcuttur.Bu faaliyetlerden biri olan zerefşan nakışhane kursunda teship, hat, ebru, minyatür sanatları ile ilgili dersler verilerek yapılan çalışmalar fuayede sergilenmektedir.
• Kültür Merkezinde faaliyet gösteren Başkent Tiyatro; öğrenciler yetiştirerek tiyatroya yeni yetenekler kazandırmaktadır.
• Kapalı otopark gençlik parkının gar girişi tarafında yer altında  2800 m2 kapalı alanı ile 93 araçlık  kapasiteye sahiptir.
• Belediye kabul salonu 1985 m2 kapalı alanı ve  özgün türk mimarisi ile belediyenin misafirlerinin karşılanacağı bir yapıdır.
• Parkın içinde ayrıca 2 farklı noktada açık otopark mevcuttur. Bunlardan biri kültür merkezi binasının önündeki  80 oto kapasiteli otopark diğeri ise  belediye kabul salonu  arkasında ve lunapark önünde yer alan 309 oto kapasiteli otoparktır.
• Gençlik Parkı için özel tasarlanan 5000’ in üzerinde aydınlatma armatürü kullanıldı. DMX teknolojisi kullanılarak merkezden kontrol edilebilen armatürler değişik gölge ve ışık oyunları yapabilmektedir.
• Parkın Ulus Kapı tarafında bulunan mevcut kaskatlı havuz korunarak gerekli izolasyon ve onarım çalışmalarından sonra, uygulanan fıskiye sistemleri ile yeni görünümüne kavuşturulmuştur.
• Park içindeki  sert zemin ve yürüyüş yolları 63.600 m2, oyun alanları  920 m2, otopark alanları 12.150 m2,  tüm yapı alanları 13.200 m2, büyük havuz 42.000 m2, kaskatlı havuz 1.130 m2  ve  yeşil alan miktarı   107.000 m2 dir.
• Gençlik Parkı 19 Mayıs Kapı tarafında yer alan üzeri membran ile örtülerek korunan çocuk oyun merkezi bulunmaktadır. Bu merkezde  büyük oyun grubu ve engelli çocuklar için de oyun grubu yer almaktadır.
• Gençlik Park Ulus Kapı Giriş Aksında Büyük Havuza hakim, çeşitli etkinliklerin düzenlenebileceği bir park meydanı oluşturulmuştur.
• Parkın Gar Kapı tarafında parka gelenleri bir Cumhuriyet Anıtı karşılamaktadır. Bu anıtın etrafında oturma alanları mevcuttur.
• Büyük havuzun etrafı ndaki  çarpık yerleşimler  kaldırılarak,  oturma grupları  ve peyzaj düzenlemesi  ile  yeni bir görünüme kavuşturulmuştur.
• Büyük havuzdaki mevcut köprüler tadilat edilerek korunmuştur.
• Parkın  Metro Kapı  tarafı girişi değişik hediyelik eşya  satış ve turizm tanıtım üniteleri  ile zenginleştirilmiştir.



ANKARA


TÜRKİYE'NİN TARİHİ
Türkiye Cumhuriyet’inin başkenti olan Ankara kenti topraklarına, çok eski tarihlerde yerleşilmiştir. Bunda en büyük etken, bu topografya koşullarının ve Anadolu yolları üstündeki konumunun, merkez rolü oynayabilecek bir kentin kurulmasına elverişli olmasıdır.

Ankara kentinin bir görüşe göre, galatlar tarafından kurulduğu ve gemi çapası anlamına gelen adıyla bilindiği ileri sürülmektedir. Diğer bir görüşe göre ise Ankara’nın kurucusu Frikya Kralı Midas’tır. Daha sonraları kent Engürü olarak adlandırılmıştır. Kuruluş dönemi ve şekli ne olursa olsun kent ilk dönemlerden beri ticaret yollarının kesiştiği bir konuma sahip olmuştur.
Hitit döneminde Ankara’nın bir askeri garnizon olarak kullanıldığı bilinmektedir. Büyük Hitit İmparatorluğu’nun tarihe karıştırmasından sonra kent ve yöresinde M.Ö.7. yüzyıla kadar Friğler egemen olmuştur.

Frig devletinin yıkılışından sonra Lidyalılar M.Ö. 547 yılına kadar bölgeye hakim olmuştur. Daha sonra Ankara Pers eğemenliğine girmiştir. Yaklaşık 200 yıl süren pers egemenliği döneminde Ankara’nın önemli bir konaklama yeri ve ticaret kenti durumuna geldiği belirtilmektedir.
Mekadonya Kralı Büyük İskender M.Ö. 333 baharınde persleri yenerek Ankara’yı kendi imparatorluğuna katmıştır. Bu dönemde Anadolu’ya gelen savaşçı kavim Galatlar eski Ankara Kalesi’ni yapmışlardır. Daha sonra bölgede siyasal birliği kuran Romalılar M.Ö. 189 yılında Galatlar yenerek Ankara’yı ele geçirmişlerdir. Roma döneminde Ankara ulaşım sistemini oluşturan önemli yollardan birinin üzerinde bulunmaktaydı. Kent Roma döneminde içişlerinde bağımsız ve demokratik yapıda yönetilmiştir.. Bu dönemde halk tarafından “ Demoj ” ve “ Bule ” adı verilen iki ayrı gruptan oluşan bir belediye meclisi seçilirdi. Bu Meclisler bütün gereksinimlerini saptardı ve böylece kentin iç yönetiminde Kent meclisi ve Halk Meclisi bütün kararları almak yetkisine sahip olurdu. Bu dönemde kentin alt yapısı tamamlanmış, kente 60 Km uzaklıktaki Elmadağ’dan taş borularla getirilen su mahallelere dağıtılmıştır.

M.S. 3. Yüzyıl ortalarında Roma İmparatorluğu’ndan ortaya çıkan Sosyal ve ekonomik çöküntüye paralel olarak kent o günlere kadar koruduğu açık kent niteliğini yitirmiş ve çevresi surlarla çevrilmiştir. İmparatorluk beşkenti İstanbul’a taşınınca, Bizans döneminde Ankara’dan geçen ve başkenti doğuya bağlayan yolların önemi daha da artmıştır. M.S. 10. yüzyıla kadar Ankara Diğer Bizans Kentleri gibi para ekonomisinin geliştiği, örgütlü bir ekonomik yapısı olan önemli bir merkez özelliği kazandırmıştır. Bu dönemde, kent planının temel öğeleri; kent düşman saldırılarına karşı koruyan kalın surlar, pazar yeri işlevini gören agora ve kilisesidir. Ayrıca tahıl depoları, ambarlar ve hamamlar işlevlerini sürdüren diğer önemli ögelerdir.

Ankara’nın önemi Kurtuluş Savaşı ile birlikte artmıştır. Gazi Mustafa Kemal ve arkadaşları Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı Ankara’dan yönetmişler. İlk Ulusal Meclis yine Ankara’da toplanmıştır.
Ankara, Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti olduktan sonra hızlı bir gelişme göstermiş, bir yandan Prof. Hermann Jansen’in hazırladığı kent planı çerçevesinin de İmar hareketleri hızkanırken diğer yandan, kamu yönemitinin başlıca kurumları kentte örgütlenmeye başlamıştır. 



ANKARA'NIN DOĞAL GÜZELLİKLERİ
Kirmir Çayı başkentlilere doğayı keşif olanağı sağlıyor. Mutlaka görmelisiniz. 

 
Ankara'nın 96 kilometre kuzeybatısında, Güdül-Kızılcahamam karayolu üzerindeki Yeşilöz Beldesi, yemyeşil örtüsü, temiz havası, coğrafi güzellikleri ve ortasından geçen Kirmir Çayı ile başkentlilere doğayı keşif olanağı sağlıyor.

Türk yurdu olduğundan beri düşman yüzü görmeyen Yeşilöz, ziyaretçilerini yöre halkının ''peri bacaları'' olarak isimlendirdiği doğal güzellikleri ve 4 katlı kaya mağaraları ile tarihte yolculuğa çıkarıyor.

Yeşilöz Yukarı Mahallesi Muhtarı Mehmet Keleş, AA muhabirine Yeşilöz'ü tanıttı.

Doğuyu batıya bağlayan yollar üzerinde bulunan ve asıl adı Keşanuz (Kesenöz) olan beldenin 1960 yılında Yeşilöz adını aldığını anlatan Keleş, eskiden suya öz denildiğinden, beldenin ortasından geçen Kirmir Çayı ve bol yeşil alanlarıyla bu adı aldığını söyledi.

+http://www.ankaram.net/ankara/ankara-tanitim.html